Editörden
Çağdaş Sanatta Eleştiri ve Eleştirmen Kavramı
Tevfik İhtiyar
tevfik@rhartmagazine.com
Geçtiğimiz günlerde Hasan Bülent Kahraman Sabah Gazetesinde “Çağdaş Sanatın Belkemiği Eksik” başlığı altında önemli bir makale yayınladı. Bir hayli uzun olan makalenin yer darlığı nedeniyle tamamını değil ancak, belkemiğini aynen aktarıyorum. “(…) Günümüz dünyası kapitalistlere, şirketlere, kuruluşlara sermayelerinin %5-8 arasındaki bir bölümünü (çağdaş) sanata yatırımlarını öneriyor. Bu, riskin dağıtılması bakımından çok önemli kabul ediliyor. Çünkü eldeki veriler, sanatın, yatırım zincirinde en son halka olduğunu, sanat yapıtının da elden çıkarılanlar arasında gene en son halkayı meydana getirdiğini ortaya koyuyor. O nedenle yapılan akademik çalışmalar, kriz dönemlerinde, genel alış veriş hacminde bir düşüş olsa da teker teker yapıtların fiyatında bir düşüş olmadığını gösterdi. (…) Dünyanın her yerinde sermaye yatırım yaparken risk alırken ürkek davranır. Pozitif risk başka bir şeydir. Ama orada bile kırk ölçer bir keser. Sermayenin kendisini her türlü tehlikeden koruması için kullanacağı en önemli araç bilgidir. Günümüz dünyasında bilgi önceki dönemlerle karşılaştırılamayacak kadar önem ve değer kazanmıştır. Bilgiyi malumatla/enformasyonla karıştırmamak gerekir. İnternet bilgi sağlamaz, malumat verir. Bilgi hala dünyanın en seçkin üniversitelerinde ve araştırma kurumlarında üretiliyor. Türkiye her alanda bu gerçeği ihmal etti. Son dönemde yaptığı büyük sıçramalara rağmen kendisini bilginin önemine, değerine ve işlevine kapattı. Herkes kendi işini sezgileriyle, duyarlılıklarıyla ve kendi amatörlüğü içinden profesyonelleşerek kurdu, yürüttü, geliştirdi. Bu çağdaş sanat alanında daha fazla böyle. Çok yakın zamanlara kadar büyük paralarla büyük yatırımlar yapan koleksiyonerlerin birlikte çalıştığı galericilerdışında kimseden profesyonel destek, yardım, güç aldığını görmedim.(…)Bu eksiğin altında çok önemli bir kısıtlama yatıyor: Eleştirmen eksikliği. Kaç zamandır yazıyor ve söylüyorum. Türkiye bu alanda galerilere, mekanlara, koleksiyonerlere, alıcılara, hatta resimlerin çerçevelerine bile yatırım yaptı fakat eleştirmeni ihmal etti, dışladı, görmezden geldi. (…) Sadece yatırımcı bakımından ele alındığında bile eleştirmen ve onunla iç içe geçmiş bir danışmanlık kurumunun oluşmaması son derecede vahimdir. Sadece koleksiyonların ‘doğruluğu’ ve ‘yanlışlığı’ dolayısıyla da yatırımın niteliği bakımından ele alınsa bile bu eksiklik çok ciddi sonuçlar doğurmaya adaydır. İyi eleştirmen bugün küresel bir kimliktir. Çağdaş sanatın önemi de öncelikle küresel olmaktan kaynaklanır. İsteğimiz Türk çağdaş sanatının evrensel piyasalara erişmesidir. Bunu sağlayacak olan eleştiridir. Çağdaş sanat yapısı, dokusu, doğası gereği küresel olduğu ölçüde yereldir. Onu başka bir görsel ideolojiye koleksiyoner değil eleştirmen anlatabilir. Eleştirmen kurduğu ağ sayesinde o yapıtları devreye sokabilir. Velhasıl kelam, gene sadece yatırım düzeyinde bile bu derecede ihtiyaç vardır eleştirmene. Gelecek eleştirmenleri değerlendirenlerin ve ciddi danışmanlara sahip olanlarındır diyeyim de taş gediğine otursun.” Sanatın ticarileştirildiği bu ortamda gelinen nokta sanat tacirinin, satma kaygısı ile ikna çabası, müzayedelerin spekülasyonu, medyanın şişirmesi sonucu oluşturulan değer yargılarıyla metraja vurulup toptan kapatılan tuval üstü ne olduğu, ne olacağı meçhul işler. Bugün bu toplayıcılar için eleştiri kavramının anlamı yok. Onlar borsa gibi müzayedelerdeki sanal iniş çıkışları günlük takip ediyorlar. Değerli hoca Hasan Bülent Kahraman’ın parmak bastığı eleştirmen konusunu önümüzdeki günlerde dergide dört köşe masaya yatıracağız. Hasan Bülent hoca da katkı sağlarsa seviniriz. YILIN GENÇ RESSAMI YARIŞMASI ÖRNEK OLUYOR… Genç ressamlara yönelik 2005 yılında farklı bir yöntemle –iki aşamalı- yarışma düzenlediğimizde biraz yadırganmıştı. Birinci aşamada jüri katılan genç ressamları eleyip puanlama yöntemiyle ilk 15’i seçerek finalde yarışmaya aday olduklarını ilan ediyordu. İkinci aşama ise finale kalan 15 genç ressamın eserleri sergileniyor ve 30 gün süre ile internetten izleyici beğenisine sunularak, izleyici tarafından oy verilmesi sağlanıyordu. Ayrıca sergi mekanına da oy sandığı konarak sergiyi gezenlerde oy veriyorlardı. Bu yöntemin amacı ise izleyiciyi sanatın içine çekmekti. Yöntem başarılı da oldu. Bu yıl 7.sini düzenlediğimiz ve 15 Ocak 2012 tarihine kadar eser kabul edilen Yılın Genç Ressamı Yarışması’na her yıl yirmi bin üzerinde izleyici internetten oy kullanıyor, zaman zaman web sitemiz kilitleniyor. Bilindiği gibi her başarılı etkinlik klasikleşir ve başkaları tarafından örnek alınır. Yedi yıldır aralıksız devam eden ve bu yıl yedincisini düzenlediğimiz Yılın Genç Ressamı yarışmasına öykünerek bugüne kadar müzayede evleri ve bazı galerilerde gençlere yönelik yarışmalar düzenlediler. Ancak yarışmada ticari boyutu öne çıkarttıkları için pek başarılı ve sürekli olamadılar. Bugünlerde ise basına yansıdığı kadarıyla, genç sanatçılara yönelik bir yarışma daha düzenleniyor. rh+artmagazine dergisinin düzenlediği Yılın Genç Ressamı yarışmasından ilham alınıp iki aşamalı olarak düzenlenen yarışma için şimdiden düzenleyenlere de katılan genç arkadaşlarımıza da başarılar dilerim. Umarım devamlı olur.
86.sayı içeriği
aralık-ocak özel sayı 86
85.sayı
Tevfik İhtiyar’ın Müzayedeler yazısı Habertürk’te tam sayfa…
Yılın Genç Sanatçıları Başvuruları Başladı- Son Katılım 15 Ocak 2012…
SANAT PİYASASINDA EFSUNLU BİR PAZARLAMA OLAYI: MÜZAYEDELER
MÜZAYEDELER
Tevfik İhtiyar
tevfikihtiyar@gmail.com
Ülkemizde düzenlenen müzayedelerin kendine özgü kurallarıyla /kuralsızlıklarıyla sanat piyasasını belirleyen/karıştıran/ yükselten/ düşüren/ o efsunlu pazarlama yöntemlerinin perde arkasını; sanat piyasasındaki rolünü ve işlevini daha önce dile getirdiğimiz editör yazısından da alıntı yaparak dört köşe masaya yatıralım.
Müzayede Arapça bir sözcük. Türkçe sözlükteki karşılığı “açık artırma”. Bir malın veya hizmetin, belirlenen taban fiyatından başlayıp belli kurallar ve koşullar içinde fiyat artırma teklifi alınarak, en yüksek fiyatı verene satışın yapıldığı organizasyon olarak açıklanabilir. Özel kişi ve kuruluşların düzenlediği müzayede (açık artırma), düzenleyenin koyduğu kural ve koşullarla kendine özgü etik değerler çerçevesinde yapılır. O kurallar da müzayede öncesi ilan edilir. Müzayedeye mal koyan da, müzayededen mal alan da konan kuralları kabul etmiş sayılır. O arada gerek müzayede öncesi gerekse müzayede sonrası hatta müzayede anında dahi bir kısım hoş, nahoş ve trajikomik olaylar yaşanır. Yetmişli, seksenli yıllarda önceleri mezat adı altında evlerde, kapalı çarşının belli mekânlarında, eski ev eşyalarının içinden çıkan antika obje, halı ve resim gibi eşyaların satıldığı aile arasında ya da belli bir grup arasında yapılan bir satış yöntemiydi. Sonradan, özellikle seksenlerin ikinci yarısından sonra Türkiye’de bir takım müzayede firmaları, o evlerde mezat yapan firmalar, büyük müzayede organizasyonları gerçekleştirmeye başladı. Resme, antikaya karşı olan ilgiden dolayı oldu bu tabii ki.
Seksenli yıllardan bu güne Türkiye’de faaliyet gösteren müzayede firmalarını anımsayalım. Bu firmalardan Kocabaş Müzayedecilik, Maksut Varal Koleksiyon A.Ş, Kile Müzayede gibi 2000’li yılların başına kadar etkili olan firmalar bugün artık faaliyet göstermiyor. Çağdaş resmin müzayede ortamında öne çıkmasıyla birlikte 80li yıllardan beri müzayedecilik yapan ve bugün de etkin bir şekilde varlıklarını sürdüren Portakal Müzayede Evi, Antik A.Ş, Maçka Mezat gibi firmalara ilaveten daha sonra faaliyete geçen Alif Art, Artı Mezat, Beyaz Art, Açık-Art, İstanbul Antik Sanat, Antika Müzayededecilik, Bali Antik, Özbilenler Müzayedecilik, Artium Müzayede Evi, Nişantaşı Müzayede,Nika Müzayede, Ares Müzayede gibi firmalar bugün etkin bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. Bu saydıklarımızın dışında Burak Flateli, Pera Müzayede ve Denizler Müzayede gibi kitap ve flateli ağırlıklı müzayede firmaları da pazarda faaliyet göstermektedirler.
Müzayede firmaları başlangıçta antik obje, mobilya, halı, tekstilyanında en çok hat ve Osmanlı dönemi ya da Cumhuriyet kuşağından ressamlara ait işler koyuyorlardı. Bunlar satılıyordu ve büyük paralar ediyordu. Daha sonra alanda daralma başladı. Eser bulunamaz oldu. Tabii ki arz az olunca da sahtecilik işleri dönmeye başladı, başyapıtlar ortadan çekildi.Müzayedelere günümüz çağdaş sanatına ait işler kabul edilmiyordu; satışı da alıcısı da yoktu. Hep o klasik işler tercih ediliyordu. Özellikle iki binli yılların başında Çağdaş Sanata da ilgi duyulmaya başladı. Çağdaş sanatın alıcısı artmaya başlayınca, müzayede firmaları teker teker çağdaş sanat eserlerini müzayedeye kabul etmeye ve aramaya başladılar. Öyle ki bu kadar zaman müzayedeye konmayan eserler müzayedelere kapak olmaya başladı. Hatta biraz spekülatif de olsa son dönem müzayedelerde bir müzayedenin başyapıtı hatta en pahalı satılan eseri haline geldi ya da getirildi. Bson dönemde siyasi konjonktüre paralel olarak hat sanatına ilgi arttı. Çağdaş sanat geri plana itildi. Ancak bu siyasi konjonktürün uyguladığı dönüşüm ( Osmanlı’ya) kısmı ve geçici bir heves gibi görülüyor. Uzun vadede çağdaş sanat müzayede ortamında ağırlığını daha da hissettirecek.
Müzayede Nasıl Düzenlenir?
Müzayede düzenlemek kendine has bir ritüeldir neredeyse; belli koşulları vardır. Bunlardan birincisi müzayedeye sanat eseri toplamaktır. Gazeteye ilan verilir, duyurular yapılır. Evlerden, esnaftan birtakım eserler gelir. Sanat eseri alım satımı yapan sanat tacirlerinden eserler gelir. Müzayedeci kendisi gider bulur veya daha önce satın aldığı, stokunda bulunan eserlerden koyar. En önemli karı da kendi koyduğu eserlerde yapar. Evlerden ve esnaftan gelen eserler müzayedeye konduğu zaman müzayedecinin belli bir komisyonu vardır. Bu da genellikle % I0-20 arasında değişir. Eserin cinsine, fiyatına bağlıdır; çok yüksek fiyatlı, hemen satılabilecek olanlardan daha az komisyon alırlar, biraz daha zor satılacak işlerden veya sıradan işlerden daha çok alırlar. Müzayededen satın alınan işlerden de %6-7 civarında bir komisyon alınır. Müzayedelerin karı budur. Bu durumda bir sanat taciri ya da bir evden bir resim geldiği zaman onlardan ortalama %I5, %6-7’de eseri alan kişiden alınca %22 gibi bir kar söz konusu olur. Yani yaklaşık I00 bin liralık bir satıştan 20 bin lira kar etmek anlamına gelir bu da. Tabii müzayede düzenlemek pahalı bir olay, sigortası, katalogu, dağıtımı, ilanı, reklamı, personeli var. Giderleri yüksek olduğu için bu yüzde yirmilik kar marjı müzayedeciyi pek kurtarmaz. Kapsamlı bir müzayedenin maliyeti 70-I00 bin TL arasındadır. Onun için kendisi uygun fiyata eser bulup onları müzayedeye koyar. Ve o müzayede kuralları çerçevesinde kendisi de elemanlarıyla oynayarak, o fiyatları yukarı çekerek yüksek fiyatlara satmaya çalışır ve buradan kar eder. Bu doğaldır.
Müzayedede Fiyat Oluşumu
Bu çok gizemli ve karmaşık ince hesaplara dayalı bir yoldur. Müzayedeye konan bir eserin piyasa değeri kuşkusuz etkili olur. Ancak bu yüksek fiyattan müzayedeye konmasını gerektirmez. Müzayedeci o eseri diğer eserler arasında alıcının ilgisini çekmek açısından deyim yerindeyse yem olarak kullanarak örneğin on bin dolarlık bir eseri iki bin dolardan kataloga koyabilir. Bu durumda eser müzayedecinin kendi firmasına ait ise sorun yok. Ancak müşteri tarafından müzayedeye konmuşsa o durumda da eğer özel bir anlaşma yoksa kataloga daha düşük fiyattan koyabilir. Fakat mal sahibi müşteriye taahhüt ettiği fiyatın altında satamaz. İşte o noktada da naylon alıcılar ve konu mankenleri müzayede anında devreye girer.
Naylon alıcılar nasıl çalışır? ( Açığa Satış)
Bir veya birden fazladırlar. Kendilerine müzayede başlamadan önce verilen talimatlar doğrultusunda müzayede anında müzayede sunucusuyla koordineli ve birlikte fiyatları yukarı çekerler. Profesyonel bir müzayede yöneticisi satış anında naylon alıcıların sayısını genellikle arka sıralara bağlı bir şekilde açığa satış yaparak çoğaltıp fiyatı yukarı çekebilir.Bu durumu ancak profesyonel müzayede takipçileri ve tacirler anlayabilir. Sıradan bir müzayede alıcısı ve amatörler naylon alıcılar arasında argo bir deyimle gaza gelip aldıkları bir eseri piyasa değerinin üstünde aldıklarını ya da geeksiz alım yaptıklarını müzayede bitince anlarlar.
Nitekim son zamanlarda müzayede firmaları çok şikayet aldıkları için fiyat aralığı uygulamaya başladılar. Bir sanatçının fiyatı, kendi atölyesindeki fiyat da değildir. O sanatçının galeride açtığı liste fiyatı, o sanatçının fiyatıdır ama bu fiyat ciddi bir galerinin fiyatı gibi düşünülmelidir. Sanatçı ve galerinin birlikte tespit ettiği bir fiyat olmalıdır. Orada da sanatçı gelip de “ Benim fiyatım şudur, ben şuyaşa geldim, benden küçükler şöyle satıyor” gibi bir tavırla kendi eserine piyasada oluşamayacak yükseklikte bir fiyat biçmemelidir.
Son dönemde müzayede firmaları çağdaş sanat eserlerini müzayedeye koymaya başlayınca bazı ressamlar işlerini bizzat kendileri müzayedeye vermeye başladılar. Bu çok büyük bir yanlış, büyük bir hata… Bunu neden böyle yaptılar. Bir kısmı pazarı olmadığı için, kendisinin de müzayedede eseri olduğunu göstermek için yaptı. Söylentiler bile oldu bu konuda. Al iki tane vereyim biri senin olsun birini de müzayedede sat, diyenlerin olduğuna dair.Hatta bazı ressamlar “ Benim fiyatımı yukarıya çek de ne istersen yap” gibi tekliflerde bulundu benim de müzayede düzenlediğim dönemlerde. Bazı ressamlar sadece orada görünebilmek için benim de resmimi koy hiçbir şey istemiyorum dedi. Dolayısıyla müzayedeciye bıraktılar. Müzayedeci de istediği gibi oynadı fiyatlarıyla bu konuda müzayedeciyi suçlayamazsınız, o da kar etmeye çalışıyor. Burada sorun sanatçının müzayedeye eser vermesi, bizzat tacir gibi davranmasıdır.
Bunun doğrusu sanatçının kendisinin değil çalıştığı galericisinin müzayedeye eser vermesidir. Gençler müzayedeye konur, yaşlılar konmaz diye bir şey yok. Çalışan bir sanatçının eseri çağdaş sanat müzayedesine konur ama bunu galericisi takip etmelidir. Son yıllarda Türkiye’de sanatçı galericiden habersiz yapıyor bu işleri. Bu durumda da en güç durumda kalan galericiler oluyor. Sanatçı kalkıp herhangi bir galeride sergisini açıyor, bir takım fiyatları uyguluyor orada, koyduğu o yüksek fiyatlarla resmi galeride alıcı bulmuyor ve sonra gidiyor müzayedeciye satıyor. Galeriyi resmen kullanmış oluyor. Türkiye’de galerici-sanatçı çekişmesi de bu hareketlerden kaynaklanıyor.
Sanatçıların aracı olmadan eser vermemesi tüccar terzi haline gelmemesi gerekir. Atölyede otur sabaha kadar üret, sabah aç telefonu, ara Mehmet’,” Bugüne kadar yaptığım en önemli iş budur “ de ve telefonla müşteri çağır. Galerici geldiği zaman da koleksiyoncuna kaça veriyorsan aynı fiyatta diret. Onun için bugün Türkiye’de galericilik sistemi çökmüş durumdadır. Halbuki galericiler olmazsa sanatçılar yaşayamaz.
Sanatçının müzayedeye eser koyması yanlış ama müzayedecinin de kriterleri olmadan, spekülatif olarak sanatçıları şişirmesi de yanlış. Bir bakıyorsunuz bir sanatçının altı ay önce bir işi l000 lira ise şimdi l0 000 liraya çıkmış. Bu durum sanatçıya da alıcıya da zarar veriyor. Piyasaya zarar veriyor. Dolayısıyla da müzayede firmalarının müzayedeciliğin kurallarına dikkat etmesi gerekir.
İzleyici/Alıcı Profili
Müzayede salonunda bulunanların %90’ı alıcı değildir. Peki kimlerdir bunlar?
l. Müzayedeye koyduğu eserin satışını takip eden esnaf, galerici ve şahıslar.
2. Ellerindeki eserlerin fiyatlarını kıyaslamak için fiyat çetelesi tutan esnaf, koleksiyoncu ve toplayıcılar.
3. Alım yapmayan ancak ortamı merak edenler.
4. Müşteri edinmek isteyen ve ayakçı takımı denen seyyar sanat tacirleri.
5. Telefondaki alıcılar.
Müzayedeye konan eserler müzayede tarihinden üç beş gün öncesinde sergilenir. Zaman zaman da bir tanıtım kokteyli düzenlenir. Böylelikle alıcılar satışa çıkacak eserleri önceden görür ve ilgi duyduklarını ellerindeki katalogda işaretlerler. Profesyonel alıcı katalogdaki fiyatla piyasa fiyatını araştırarak en çok artıracağı rakamı belirler. Satın almak istediği eserin sunuş anında ise kendine göre ve duruma göre taktik uygular. Bazen hemen bayrak kaldırarak kararlılığını gösterir ve diğer alıcıların cesaretini kırar. Bazen de pusuya yatıp en son bayrak kaldırır. Başka alıcı çıkmasa da KDV ödememek için bayrak kaldırmayarak müzayede sonrası almayı tercih eder. Amatör alıcılar ise en kolay alıcılardır. Beğendikleri eseri kafalarında belirledikleri fiyata kadar bayrak kaldırarak alırlar. Danışman kullanmadıkları için de gerek eser seçiminde ve gerekse fiyat konusunda çoğunlukla yanılırlar. Bir de müzayedeye gelemeyip önceden fiyat verenler vardır. Onlar da genellikle profesyoneldir ve müzayede sunucusuna güvenirler. Belirli bir limit bildirirler. Telefon satışları ise daha çok profesyonel alıcılar ve deşifre olmak istemeyen alıcılar tarafından tercih edilir. Müzayedenin baş yapıtı genellikle telefonda adı açıklanmayan bir bilinmeyene satılır ya da satıldı gösterilir.
Müzayedeye Konan Eserlerin Orijinalitesi
Müzayedeye konan eserlerin orijinalitesini müzayede firmasının oluşturduğu ve zaman zaman da katalogda isimleri belirtilen uzman kadro belirler. Antika eşya, hat sanatı, efemera, halı, kumaş, tombak vs. gibi müzayede eserlerinde çok fazla sorun çıkmaz. Ancak resim konusunda daha önce de sıkça dile getirildiği gibi güvenilir, bilimsel ve teknik donanımlı bir kadro maalesef yoktur. Ne amaçla öne çıkarıldıkları bilinen birkaç isime müracaat edilir. O nedenle müzayedelerden resim alırken çok dikkatli olmakta yarar var.
Müzayede katalogu nasıl hazırlanır?
Önce kategorize edilen eserlere bir bakalım.
-kapak resmi
-müzayedenin olmazsa olmaz eserleri
-yemlik eserler
-orta hal eserler
-dolgu eserler
Müzayede firması katalogu hazırlarken bir romancının romanını yazarken kurguladığı plan gibi, heyecan, dikkat, ilgi ve tansiyonu bir arada tutacak ve uygulamaya koyarken de bir orkestra şefinin orkestrayı yönetirken gösterdiği duyarlılığı ve titizliği gösterecek şekilde katalogda eser dağılımı yapar. Genellikle 200-300 arası parçadan oluşan müzayede katalogunda sıralama yapılırken ilk başlara mutlaka alıcısı olabilecek ve yemlik denen eserler düşük fiyatlarla konur. Bugüne kadar müzayede katalogunun … numarası bir olan ve satılmayan eser görülmemiştir. Müzayede katalogunun başındaki üç beş eser mutlaka satılabilecek eserlerdir. Ya da mutlaka satış gösterilir.
Bu müzayedeye heyecan katar ve alıcının heves ve iştahını artırır.
Müzayedenin kapak resmi genellikle sonlara doğru konur.Keza müzayedenin olmazsa olmazları olan önemli eserlerin çoğunluğu da sonlara konur.Son zamanlarda bazı önemli eserler katalogun başına konmaya başlandı. Burada amaç izleyici ve alıcıyı müzayedenin sonuna kadar salonda tutabilmektir. Kataloga diğer eserleri yerleştirirken zaman zaman tansiyonu artırabilmek için orta halli ve dolgu eserlerin aralarına birer ikişer önemli eserler ve yemlikler yerleştirilir.
Yemlik denen eserler müzayede firmasının kendi eserleridir. O nedenle üzerlerinde istenildiği gibi oynanabilir.
YILIN GENÇ RESSAMI VE YILIN GENÇ HEYKELTIRAŞI 2011 YARIŞMA KATILIM FORMU
YILIN GENÇ RESSAMI 2011 VE YILIN GENÇ HEYKELTIRAŞI 2011
YARIŞMA BAŞVURU FORMU
Rumuz ( İki sözcük olmalı ve yarışmaya gönderilecek eserlerde de bulunmalı)
Takip ettiğiniz kültürel etkinlikler?
Takip ettiğiniz yazarlar?
Takip ettiğiniz süreli yayınlar ?
Varsa üye olduğunuz dernek, kulüp vb.?
Yarışmaya katılma amacınız?
İşlerinizle yaşam görüşünüz arasında nasıl bir paralellik kuruyorsunuz?
Bireysel seçimleriniz ya da kişiliğiniz ile yapıtlarınız arasındaki bağ nedir?
Yapıtlarınızı oluştururken plastik sanatlar dışında özellikle etkilendiğiniz bir alan var mı?
Plastik sanatlarda sizi etkileyen sanatçı/lar akım/lar var mı?
Sanat-siyaset ilişkisi konusunda ne düşünüyorsunuz ? ( İki cümle)
Sanat görüşünüz ? ( 100 kelimeyi geçmeden)
Adınız, Soyadınız, Adres, Telefon, e-mail bilgileriniz ?
Yarışmaya başvururken 1- Yarışmaya başvurduğunuz eserlerin orijinalleri 2- Katılım Formu ve iki adet fotoğraf- 3-Başka çalışmalarınızdan örnekler içeren bir CD’yi 15-31 Aralık tarihleri arasında adresimize elden ya da posta/kargo yoluyla teslim etmelisiniz.






