<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rh+ artmagazine</title>
	<atom:link href="http://rhartmagazine.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://rhartmagazine.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Jun 2010 12:15:56 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İÇİNDEN GEÇMELER, İÇİMDEN SEÇMELER</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=702</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=702#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 12:13:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=702</guid>
		<description><![CDATA[Adeviye Endirlik&#8217;in &#8220;İçinden Geçmeler, İçimden Seçmeler&#8221; isimli kişisel resim sergisi, 24 Haziran &#8211; 20 Temmuz tarihleri arasında rh+artgallery&#8217;de sanatseverlerle buluşuyor.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://rhartgallery.com/wp-content/uploads/2010/06/DAVETİYE.jpg"><img src="http://rhartgallery.com/wp-content/uploads/2010/06/DAVETİYE-300x192.jpg" alt="" title="adeviye" width="300" height="192" class="alignright size-medium wp-image-725" /></a>Adeviye Endirlik&#8217;in &#8220;İçinden Geçmeler, İçimden Seçmeler&#8221; isimli kişisel resim sergisi, 24 Haziran &#8211; 20 Temmuz tarihleri arasında rh+artgallery&#8217;de sanatseverlerle buluşuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=702</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TASFİYE HAREKETİ</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=700</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=700#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 11:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yarışma/Etkinlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=700</guid>
		<description><![CDATA[Tüm üst kadrolarda bir yenilenme yaşanırken resim piyasası gençlere yer açacak mı? 16 genç ressamın katılımıyla düzenlediğimiz "Tasfiye Hareketi" isimli karma sergi 26 Mayıs'tan 14 Haziran!a kadar rh+artgallery'de!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<strong>Tüm üst kadrolarda bir yenilenme yaşanırken resim piyasası gençlere yer açacak mı? </strong>&#8221;</p>
<p>16 genç ressamın katılımıyla düzenlediğimiz &#8220;<strong>Tasfiye Hareketi</strong>&#8221; isimli karma sergi <strong>26 Mayıs</strong>&#8216;tan <strong>14 Haziran</strong>&#8216;a kadar rh+artgallery&#8217;de!<span id="more-700"></span></p>
<p><strong>Katılımcı Sanatçılar:</strong> <a href="http://rhartgallery.com/wp-content/uploads/2010/05/davetiyedis.jpg"><img src="http://rhartgallery.com/wp-content/uploads/2010/05/davetiyedis-300x190.jpg" alt="" title="davetiyedis" width="300" height="190" class="alignright size-medium wp-image-712" /></a> </p>
<p>Ebubekir Aydın<br />
Erdinç Babat<br />
Seçil Büyükkan<br />
Pınar Ceylan<br />
Müge Ceyhan<br />
Sibel Çağlayan<br />
Adeviye Endirlik<br />
Medine Irak<br />
Hale Işık<br />
Serpil Kaparkılıç <a href="http://rhartgallery.com/wp-content/uploads/2010/05/davetiyeic.jpg"><img src="http://rhartgallery.com/wp-content/uploads/2010/05/davetiyeic-300x185.jpg" alt="" title="davetiyeic" width="300" height="185" class="alignright size-medium wp-image-715" /></a><br />
Seydi Murat Koç<br />
Sezin Terzi<br />
Işıl Ulaş<br />
Oral Ünlü<br />
Demet Yalçınkaya<br />
Eşref Yıldırım </p>
<p><strong>rh+artgallery</strong><br />
Valikonağı Caddesi 77/1 Nişantaşı &#8211; İSTANBUL<br />
0212 224 74 31</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=700</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MUTLU YAŞAM</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=694</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=694#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 11:39:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=694</guid>
		<description><![CDATA[Sanatçının sahip olduğu şey üstünlüktür, mükemmel bir biçimde gerçekleştirdiği bir faaliyet vardır ve bu da onu her şeyden öte meşgul etmektedir… Karakteriyle yan yana durmaktadır. Ona itaat eder. İşte eser de bu yüzden ürkütücüdür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/kapak.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/kapak-181x300.jpg" alt="" title="kapak" width="181" height="300" class="alignright size-medium wp-image-695" /></a>Kâğıdın küçük parçalarını kullanarak arabesk mozaikler yapan bir sanatçı düşünün. Haftalarca atölyesinde yalnız başına çalışıyor olsun. Keskin makaslardan, renkli kâğıtlardan, kâğıt parçalarından ve takıntıdan başka hiçbir şey olmadan, deliyor ve kesiyor, kesiyor ve düzenliyor. Sonra, işinin yaratıcı kısmında her parçayı yerine yapıştırıyor. Bunun zahmetli bir iş olduğunu söylemek salyangozların yavaş olduklarını söylemek gibi bir şey olur. </p>
<p>Sonuç enfes. Geometrik formların rengi, hassaslığı, bütünlüğü ve karışıklığı tıpkı mozaik bir Fas döşemesi ya da bir İran halısının düğümleri gibi kusursuz bir biçimde inşa edilmiş. Sanatının görkemi, kutsal olanın sonsuzluğundan geliyor. Girift İslami sevgisinin sonucu olarak tekrarlanan modeller, çalışmasının her dokumasında ve itinasının sonsuzluğunda simgeleniyor. Kağıt kesiklerinden mozaik yapmanın çılgınlığı da bir şeyleri tamı tamına olağanüstü bir kıvama getiriyor. </p>
<p>Ama durun! Yaptığı şeyi rasyonelleştirmekten kaçınmalıyım, zira zaten o kendisini akla büründürüyor. Estetiksel ve düşünsel açıdan konuşmak, bizimle sanatın altüst edici gücü arasına mesafe koyuyor. Ve onun çılgınlığını, sabırlı takıntısını dikkate almamak, sanatı rahatlatmak demek. Ondan güzel bir ürün olarak zevk almak kolay, ya da varsayalım ki bir nesne olarak, ama sanatçının o kadar zamanı keserek ve düzenleyerek geçirdiğini düşünmek korkutucu. Onun bu delice bağlılığı, eserin meydan okuması demek. Monotonluğu düşünün. Eğlencesiz bir hayat düşünün. Bir atölyede saatlerce, günlerce dikkatle oturma kabiliyetini düşünün. Sanatın bir gücü var çünkü hayata dair sınırsız yeniliğe ve seçime dayanan karşıt bir algılayışı sorguluyor&#8230;</p>
<p><strong>Mark Vernon</strong><br />
<em>Çeviri: Gül Doğan</em></p>
<p>(Yazının tamamı rh+artmagazine Mayıs 2010 sayısında yayınlanmıştır.) </p>
<p><em><br />
*Haziran ayında Sel Yayıncılık’tan yayınlanacak olan &#8220;42 Derin Düşünce &#8211; Hayat, evren ve Diğer Her Şey Üzerine&#8221; isimli kitaptan alınmıştır. </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=694</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜNÜMÜZÜN DEĞİŞEN PARADİGMASINDA EĞİTİM VE SANAT</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=689</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=689#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 11:33:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=689</guid>
		<description><![CDATA[Sanatın işlevi gereği özünde umudu yeşertmek ve canlı tutmak gibi bir misyonu barındırdığının ve insanlığın "trajedilerin sonu"nun geldiği bir çağı görme umudunun ancak sanatçının bu yönde desteğiyle sürdürebileceğinin bilincine varılması önemlidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;Sanat, doğası gereği hem var olan paradigmanın geniş kitleler tarafından benimsenmesi ve yerleşmesinde, hem de tıkanan paradigmanın terk edilmesinde kilit rol oynar. Bu nedenle de sanat eğitimi bu rolün merkezinde yer alır&#8230;<br />
<a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/hs-1.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/hs-1-233x300.jpg" alt="" title="hs-1" width="233" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-690" /></a><br />
&#8230;Küreselleşme paradigması kendini yeniden üretirken sanatta yaratıcılık sıfatını umursamaz, alıntı yapmaktan ve tekrarlamaktan çekinmez. Sanatçı yorumunu gereksiz bulur. Her şeyin sanat olabileceğini ya da ne yapılırsa yapılsın sanat ürünü olarak sunulabileceğini ve sanat eserinin herkes tarafından üretilebileceğini ileri sürer&#8230;.</p>
<p>&#8230;Edgar Morin’in önerileri küresel, dayanışmacı, tümel ve etik değerlere sahip bireyin üretilmesini hedefler. Yer yer naif gelebilecek bu önerilerin üretim ilişkilerinin alacağı şekle göre tümünün ya da bir kısmının benimsenmesi veya tümüyle reddedilerek bir kenara atılması olasılığı insanlık tarihinin öğrettiği gerçeklikle karşımızda durmaktadır&#8230;</p>
<p>&#8230;Sanatın işlevi gereği özünde umudu yeşertmek ve canlı tutmak gibi bir misyonu barındırdığının ve insanlığın “trajedilerin sonu”nun geldiği bir çağı görme umudunun ancak sanatçının bu yönde desteğiyle sürdürebileceğinin bilincine varılması önemlidir&#8230;</p>
<p><strong>Prof. Dr. Hasan Saygın</strong></p>
<p>(Yazının tamamı rh+artmagazine Mayıs 2010 sayısında yayınlanmıştır.) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=689</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MARDİN DUR DURAK BİLMİYOR</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=676</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=676#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 11:18:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=676</guid>
		<description><![CDATA[Mardin, Haziran başlarında ilginç bir bienale hazırlanıyor. Valilik ve Başbakanlık GAP İdaresi tarafından düzenlenecek Döne Otyam küratörlüğündeki Mardin 1. Sanat Bienali’nde otuzu yurtdışından farklı ülkelerden 65 sanatçı yer alacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/Afis50x701.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/Afis50x701-295x300.jpg" alt="" title="Afis50x70" width="295" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-682" /></a>Mart ayında Vali Hasan Duruer’in büyük katkısıyla Mardin’de yerli yabancı otuzu aşkın sanatçının katılımıyla büyük bir sanat şöleni yaşanmıştı. Medeniyetler buluşması konulu panellerin yanı sıra orada o atmosferde oluşturulan resimler de 1 Nisan’dan itibaren sanatseverlere sunulmuştu. <span id="more-676"></span></p>
<p>Bu defa da Mardin, Haziran başlarında ilginç bir bienale hazırlanıyor. Valilik ve Başbakanlık GAP İdaresi tarafından düzenlenecek Döne Otyam küratörlüğündeki Mardin 1. Sanat Bienali’nde otuzu yurtdışından farklı ülkelerden 65 sanatçı yer alacak. Henüz ilk yılını yaşayacak bienal mekanları ise yeni bir restorasyonla eski kimliğine kavuşturulan Kasımiye Medresesi ile Zinciriye Medresesi ve yine tarihi bir konak olarak tespit edilmiş. </p>
<p>4 Haziran’da Burhan Öcal konseriyle açılacak bu etkinlik 5 Temmuz’a kadar devam edecek. Turizm mevsiminin başladığı bir dönemde yer alacak olması nedeniyle yurtiçinden olduğu kadar yurtdışından da bir hayli ilgi toplaması beklenen Mardin I. Sanat Bienali konusunda gelecek sayılarımızda da geniş bilgiler sunmayı umut ediyoruz. </p>
<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/basin-foto.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/basin-foto-300x199.jpg" alt="" title="basin-foto" width="300" height="199" class="aligncenter size-medium wp-image-678" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=676</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HER ŞEYDEN HABERİ OLAN EDİTÖRÜNÜZ İSTANBUL’DAN BİLDİRİYOR</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=670</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=670#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 10:54:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=670</guid>
		<description><![CDATA[
Naneli şeker, bebek çikolatası, ses kayıt cihazı, boş CD’ler, “Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim”&#8230; Genel Editörü Stephen Farthing… Su bardağı, çay fincanı, editörün not defteri yerine kullandığı Harita Metot defteri, defteri küçültme yerine çantayı büyütme çabaları… 
Bahar geldi. 
Baharın başlamasıyla gündem kaçkını olmakla yurdun bilumum eczanelerinde gaz ocağı memesi arayan Aziz Nesin karakterine dönüşmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/Bukalemun.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/Bukalemun-150x150.jpg" alt="" title="Bukalemun" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-671" /></a><br />
Naneli şeker, bebek çikolatası, ses kayıt cihazı, boş CD’ler, “Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim”&#8230; Genel Editörü Stephen Farthing… Su bardağı, çay fincanı, editörün not defteri yerine kullandığı Harita Metot defteri, defteri küçültme yerine çantayı büyütme çabaları… </p>
<p>Bahar geldi. <span id="more-670"></span></p>
<p>Baharın başlamasıyla gündem kaçkını olmakla yurdun bilumum eczanelerinde gaz ocağı memesi arayan Aziz Nesin karakterine dönüşmek arasından bocalayan ben, yazı konsantrasyonu için elbiseleri söküp yeniden diken ben, iğnenin elime batmasıyla “buldum, buldum”, diye yerimden fırlayıp masama oturdum. Bulduğum o muhteşem(!) fikirse tümdengelim yöntemiyle Nisan kaçışlarımı yazmaktı. </p>
<p>Başlıyorum…</p>
<p>Haberler bölümünde de okuyacaksınız ama DYO Resim yarışmasını hatırlatmadan geçemeyeceğim. Bu sene 34. yaşını kutluyor yarışma. Aslında kırk üç yıldır yapılıyor. Bu demektir ki, DYO’nun elinde büyük bir koleksiyon ve kırk üç yıllık bir külliyat var. Koleksiyonun tümünün sergileneceği zamanı iple çekiyoruz. </p>
<p>Harbiye askeri Müze Kültür Sitesi’nde 14 – 18 Nisan 2010 tarihleri arasında Art Bosphorus Sanat Fuarı’nın üçüncüsü düzenlendi. Bu yılın teması “Merak ve Cesaret”ti. Beş bin metrekare ve iki katta düzenlenen fuarın sunumu açıkçası benim beklentilerimin üstündeydi. Hayır, acaba bu tür organizasyonlarda sıkça karşılaştığımız hayal kırıklıkları yüzünden mütemadi bir önyargı mı edindik, diye düşünmeden edemedim. Gerçi, yine de fuarın ve konseptinin ruhuna uymayan standlar da varı, ama yine rde iyi düzenlenmiş alanlar ve sağlam eserler görmek bile yeterince iç açıcı.</p>
<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/play_renkli_yerleştirme.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/play_renkli_yerleştirme-200x300.jpg" alt="" title="play_renkli_yerleştirme" width="200" height="300" class="alignright size-medium wp-image-674" /></a></p>
<p><strong>İşlerini Arayan Mekanlar</strong></p>
<p>Özellikle heykel, yerleştirme söz konusu olduğunda sanat eseri-mekan ilişkisi, kendini her zamankinden fazla hissettirir. İş, mekana sığmalıdır; mekan işi yutmamalıdır. Tüm ilişkilerde olduğu gibi eserin güzelliği mekanla kurduğu uyumlu ilişkide gizli gibidir. </p>
<p>Gerçekten öyle midir?</p>
<p>YingYang’ın biraz siyahından biraz beyazından yense ortaya yine o sonsuz uyumun estetiği çıkar mı? Siyahın ya da beyazın baskın olduğu, başka bir şekilde ikisinin de biraz geri çekildiği bir düzen, sonsuz döngünün kırılması anlamına mı gelir?</p>
<p>Aslında tinsel anlamları bir yana bırakıp sadece görsel açıdan değerlendirdiğimizde birbirini ezmeden daha da ötesi birbirine hizmet ederek kırılan o muhteşem uyum, çoğu zaman ezberimizi bozar, algılarımızı açar. </p>
<p>İbrahim Koç’un heykelleri mekân ve izleyici ile kurduğu ilişkide biraz da algılarla oynayan bir uyum sergiliyor. Dengesini yitirmeyen ama izleyicinin heyecanını da sürekli taze tutan ip cambazları gibi.<br />
Bu yüzden başlığı tersine çevirdim. Genellikle işler mekanını arar ya, Koç’un heykellerinde mekanlar işlerini arıyor. Farklı düzenlemelere açık yapıtlar, ezmeden ezilmeden hemen her “yer”le bütünleşecek bir yapı sergiliyor. </p>
<p>Bildik konulardan yola çıkıp form ve renklerle sıradan olanın estetiğini yakalıyor sanatçı. Büyüterek, çoğaltarak, bir araya toplayarak, dağıtarak… </p>
<p>Sabah, saat yedi buçuk… Kedilerin camları tırmalayışıyla uyanıyorum ve heykel düşünüyorum. Yapıtı, yapıtları anlatmak için daha fazla söze gerek var mı? </p>
<p>&#8212;</p>
<p>Nilgün Yüksel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=670</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ESTETİĞİ HATIRLAYAN VAR MI?</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=662</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=662#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 10:36:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Editör]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=662</guid>
		<description><![CDATA[Abdülkadir Günyaz gezip gördüklerini gelip dergide anlatırken zaman zaman serzenişte bulunur. &#8220;Eskiden sanatçılar resmi keyif almak haz duymak için yaparlardı… Tıpkı bir musiki eserini icra eder gibi… Çünkü Türkiye’de resim satılmaz; onlarında böyle bir satış kaygısı yoktur&#8221; der. 
Bir süre önce Radikal’de Ahu Antmen de dünün aksine bugün alınıp satılan bir &#8220;mal&#8221; haline gelen resmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/editor.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/editor-150x150.jpg" alt="" title="editor" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-666" /></a>Abdülkadir Günyaz gezip gördüklerini gelip dergide anlatırken zaman zaman serzenişte bulunur. &#8220;Eskiden sanatçılar resmi keyif almak haz duymak için yaparlardı… Tıpkı bir musiki eserini icra eder gibi… Çünkü Türkiye’de resim satılmaz; onlarında böyle bir satış kaygısı yoktur&#8221; der. <span id="more-662"></span></p>
<p>Bir süre önce Radikal’de Ahu Antmen de dünün aksine bugün alınıp satılan bir &#8220;mal&#8221; haline gelen resmi sanat piyasasına arzedenlerin yani gencinden yaşlısına ressamların birçoğunun beğendirme kaygısı ile ürettikleri işlerini sanat tacirlerinin ve müzayedecilerin fiyatlandırmasıyla karşı karşıya kaldığından söz ediyordu.</p>
<p>Evet… Eskiden, özellikle 1980 öncesi satış endişesi yoktu. O nedenle çok daha özgün yapıtlar çıkıyordu. Fakat bugün bakıyorsunuz ki; 80’lerden sonra resim para etmeye başlayınca; daha cicili bicili, daha ticari, daha göz alıcı işler yapılmaya başlandı. Bunu bir kısım ressamın 80 öncesi işleri ile 80 sonrası işlerinde kıyaslayınca görmek mümkündür. 1980’lere kadar sanatçının eserlerine yüklediği değer yargıları ile resim anlatılır, çoğunlukla onun estetiğine bakılırdı. Büyük resim, küçük resim, imza gibi değer yargıları yoktu. Yapılan bir eserin iyi ve doğru iş olup olmadığını eleştirmenler, galericiler ve küratörler değerlendirirdi. Bugün her şey ticarete dönüştü. O nedenle bugün üretilen işler maddi yönüyle değerlendirilmeye başlandı. Bir resmin fiyatı ve boyutu ne kadar yüksek olursa resmin de o kadar önemli olduğu varsayıldı. Bunu da belirleyenler sanat tacirleri, müzayedeciler ve galericiler. Yani kısacası bugün bu bahsettiğimiz yerlerde bir resim ne kadar yüksek fiyata satılırsa sanatsal değeri o kadar yüksekmiş gibi bir algı yaratıldı. En vahimi de bugün gençlerin okullarını bitirir bitirmez para kazanmak için iş üretmeye başlaması ve ürettiklerini bir an önce paraya çevirme telaşları. </p>
<p>Türk resminin geleceği için çok tehlikeli bir durum alan bu gençlerin bir an önce para kazanma tutkusu ve yaptıkları işi birer zanaat olarak görme tavrına, maalesef bir kısım sanat tacirleri de ön ayak oluyorlar. </p>
<p>Öte yandan eleştiri müessesesi de güvenirliliğini ve inandırıcılığını kaybetmiş durumda. Türkiye’de eleştirmenin yazdıklarını kimse ciddiye almıyor. Eleştirmenin yazısına küratör ya da sanatçının değerlendirmesine kimse aldırmıyor. Hatta sanat tarihi bilimi açısından bile değerlendirmelere kulak tıkanır oldu. Sadece müzayedelerdeki çıkış fiyatı, spekülatif olarak şişirmelerle kimin aldığı bilinmeyen telefonla satışlar ve de kumaş ölçer gibi metreye vurulan büyük boyutlar, sanat eserleri ile ilgilenenlerin değer ölçüleri oldu. </p>
<p>Bir başka aldatıcı durumda yurtiçindeki sayıları üçü beşi geçmeyen belli galeri kişi ve kurumların yurtdışındaki müzayede evleriyle ilişkiye geçerek, belli sayıdaki ve hep aynı sanatçıların yurtdışında müzayedelerini düzenleterek, müzayede günü de kendileri gidip koydukları işleri kendileri satın alarak, Türk resminin yurtdışında da piyasası olduğunu göstermeye çalışmalarıdır.</p>
<p>Son zamanlarda sıkça tartıştığımız bir konu bu. Sanat eseri, eserin sanatsal değeri ve piyasa. Korkutucu olan sapla samanın birbirine karışması. Karıştıkça da içinden çıkılamaz hale gelişi. Böyle giderse bu konularda daha çok tartışır, eserin keyfini kaçırmaya devam ederiz. Ne yapalım? Taşlar yerine oturuncaya kadar gelecek sayılarda da yazmaya devam edeceğiz. </p>
<p>&#8212;</p>
<p>Tevfik İhtiyar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=662</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>rh+artmagazine 71. Sayı</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=654</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=654#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 09:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşivler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[
rh+artmagazine&#8216;in 71. sayısı kapak konusu, Alper Karabatak tarafından kaleme alınmış &#8220;Sponsor Show&#8220;. 
Bu sayıda Turan Erol&#8217;a Mektuplar köşesi, yine bir Orhan Peker mektubuyla devam ederken, Tevfik İhtiyar&#8217;la bu ayki söyleşi konuğu ise: Özdemir Altan&#8230;
Çeviri sayfalarında Haziran ayında Sel Yayıncılık&#8217;tan çıkacak olan &#8220;42 Derin Düşünce: Hayat, Evren ve Her Şey Üzerine&#8221; isimli kitaptan bir bölümle Mark [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/71kapak.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/05/71kapak-236x300.jpg" alt="" title="Untitled-3" width="236" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-655" /></a></p>
<p><strong>rh+artmagazine</strong>&#8216;in 71. sayısı kapak konusu, Alper Karabatak tarafından kaleme alınmış &#8220;<em>Sponsor Show</em>&#8220;. </p>
<p>Bu sayıda <strong>Turan Erol&#8217;a Mektuplar</strong> köşesi, yine bir Orhan Peker mektubuyla devam ederken, Tevfik İhtiyar&#8217;la bu ayki söyleşi konuğu ise: <strong>Özdemir Altan</strong>&#8230;</p>
<p>Çeviri sayfalarında Haziran ayında Sel Yayıncılık&#8217;tan çıkacak olan &#8220;<em>42 Derin Düşünce: Hayat, Evren ve Her Şey Üzerine</em>&#8221; isimli kitaptan bir bölümle Mark Vernon&#8217;u okuyabilirsiniz. </p>
<p>Bu sayının <strong>Genç Köşe</strong>&#8217;sinin konuğu ise genç sanatçı <em>Sezin Terzi</em>. </p>
<p>rh+artmagazine 70. sayısında, Türkiye&#8217;den ve Dünya&#8217;dan önemli sergi haberlerinin de yanı sıra &#8220;<em>Sosyal Medya Galericiliği</em>&#8221; hakkındaki yazısıyla Salih Seçkin Sevinç&#8217;i, &#8220;<em>Çağdaş Sanat ve Klasik Mitos</em>&#8221; başlıklı yazısıyla Benal Dikmen&#8217;i, <em>Sahte Resim</em> üzerine yazılarıyla Orçun Çadırcı ve Mehmet Yılmaz&#8217;ı ve &#8220;<em>Günümüz Değişen Paradigmasında Eğitim ve Sanat</em>&#8221; makalesiyle Hasan Saygın&#8217;ın değerlendirmelerini bulabilirsiniz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=654</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evine Dönen Tablolar</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=617</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=617#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 10:21:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=617</guid>
		<description><![CDATA[2001 yılında Antik Sanat Galerisi’nden dolandırıcılık marifetiyle alınan tablolar teker teker ortaya çıkıyor. 2003 yılında galerici Tevfik İhtiyar, rh+sanat dergisine verdiği ilanda tabloların yerini bildirene dönemin parasıyla 10 milyar liralık ödül vaat etmişti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2001 yılında Antik Sanat Galerisi’nden dolandırıcılık marifetiyle alınan tablolar teker teker ortaya çıkıyor. 2003 yılında galerici Tevfik İhtiyar, rh+sanat dergisine verdiği ilanda tabloların yerini bildirene dönemin parasıyla 10 milyar liralık ödül vaat etmişti. <span id="more-617"></span>Olayın ortaya çıkışından sonra gazetelere de konu olan tabloların alınma şeklini ise şöyle anlatmıştı: “ bir adam gelip tablolara baktı. Beğendiği tablolar için şirketin iç mimarını göndereceğini söyleyerek gitti. Ertesi gün içmimar olduğunu söyleyen 35 – 40 yaşlarında Ş.Y. geldi. On tablo seçti. Bir sonraki gün ise telefonla arayarak, ‘Size şoförümü gönderiyorum, arabaya resimleri koyun siz de gelin hem para işini hallederiz hem de çayımızı içersiniz’, dedi. Cumartesi buluştuk. Değerlendirme ve karar verme için Pazartesi gününe kadar süre istediler. Söz konusu 10 tablo bir tutanakla teslim edildi. Ayrıca teminat olarak da 75 milyar TL.’lik çek alındı. Pazartesi adrese gittiğimizde işyerinin boşaltıldığını gördük. Daha sonra verilen teminat çekinin de karşılıksız ve sahte imzalı olduğu anlaşıldı. Savcılık soruşturma başlattı ve o günden beri polis bu adamları arıyor. Son çare olarak ilan verdik. Hala haber alamadık.”<a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/04/1111117.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/04/1111117-150x150.jpg" alt="" title="1111117" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-618" /></a></p>
<p>İlanın yayınlanması ve ilgili haberlerin çıkmasından yedi yıl sonra geçtiğimiz günlerde Avni Abraş ve İhsan Cemal Karaburçak’a ait tablolar Alif Art Müzayedesi’nde ortaya çıktı. Müzayede yetkilileri söz konusu iki eseri Büyükdere’de bir yalıda yaşayan Vartan Verjşenbağ isimli birinden aldıklarını belirttiler. Tevfik İhtiyar’ın firma yetkililerini bilgilendirmesi üzerine söz konusu tablolar firma yetkilileri tarafından müzayededen çekilerek Tevfik İhtiyar’a iade edildi. </p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Tevfik İhtiyar, yedi yıl önceki çağrısını yineleyerek, tablolarla bir şekilde karşılaşan kişi ya da kişilere emniyete ya da kendisine haber vermeleri durumunda ödül vereceğini açıkladı. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=617</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SANAT ESERİ ALMAK</title>
		<link>http://rhartmagazine.com/?p=608</link>
		<comments>http://rhartmagazine.com/?p=608#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 09:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Editör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rhartmagazine.com/?p=608</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce yazmıştım. Bu konuyu sıkça da gündeme getirdim. Türkiye’de sanat pazarının durumu nedir? Gazetelerde görüyorsunuz, okuyorsunuz. “Bir ressamın eseri şu kadar fiyata satıldı”, “Türkiye sanat pazarı alanında 50 milyon dolarlık ciro yaptı”. Bunlar umut verici haberler gibi görünüyor, ama işin başka bir yönü de var. Birincisi Türkiye gibi büyük bir ülkede 50 milyon dolarlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/04/ediiiii1.jpg"><img src="http://rhartmagazine.com/wp-content/uploads/2010/04/ediiiii1-150x150.jpg" alt="" title="ediiiii" width="150" height="150" class="alignright size-thumbnail wp-image-642" /></a>Daha önce yazmıştım. Bu konuyu sıkça da gündeme getirdim. Türkiye’de sanat pazarının durumu nedir? Gazetelerde görüyorsunuz, okuyorsunuz. “Bir ressamın eseri şu kadar fiyata satıldı”, “Türkiye sanat pazarı alanında 50 milyon dolarlık ciro yaptı”. Bunlar umut verici haberler gibi görünüyor, ama işin başka bir yönü de var. Birincisi Türkiye gibi büyük bir ülkede 50 milyon dolarlık ciro düşünüldüğü kadar büyük bir rakam değildir. İkincisi spekülasyonlara da dikkat etmek gerekir. <span id="more-608"></span></p>
<p>Özellikle Avrupa ve Amerika sanat piyasasına baktığınızda bizim henüz yolun başında olduğumuzu görürsünüz. Avrupa ülkeleri ve Amerika’da sanat eseri uzun zamandır aynı zamanda bir yatırım aracı olarak düşünüldüğünden gerekirse birkaç kişi birleşip bir Picasso satın alabiliyor. Bir milyon dolara aldıkları Picasso’yu bir süre ellerinde bekletip on milyon dolara satabiliyorlar. </p>
<p>Türkiye’de belli bir azınlık dışında insanlar sanat eserinin bu yönünün farkında değiller. Tabi, bizim hatamızda yönümüzü sürekli Kapıkule’nin ötesine çevirmek, Anadolu potansiyelini göz ardı etmek. </p>
<p>Şöyle kabaca bir hesap yaparsak Türkiye’de 12 milyonluk İstanbul nüfusunu ve Anadolu’daki kırsal kesimi çıkaralım. Elimizde 36 milyonluk bir potansiyel kalır. Bu da 10 milyon aile demektir. Bu on milyon ailenin sadece beş yüz bini yılda birer resim alsa yılda beş yüz bin resim eder. Ortalama fiyatlarla bu sayı çarpın ve ortaya çıkacak sonucu siz hesap edin. </p>
<p>Kaldı ki elimizde bu konuda örnekler de var. Yıllar önce Balıkesir’de açılan bir sanat galerisi beş yıl içinde 850 resim sattı. Bu, yılda 170 resim eder. Üç yüz bin nüfuslu bir kentte 1700 kişiye bir resim düşmüş demek ki. </p>
<p>Bu hesaplar hayal değil. Böylesi bir örneği Anadolu’nun bütününe yayarsanız, elinizde nasıl bir potansiyel olduğunu daha net değerlendirebilirsiniz. </p>
<p>Öte yandan bizim gibi ülkelerin enerjisini de hesaba katmak gerek. Doğru bir stratejiyle bu coğrafyada yaşayanların insanların sanat eseriyle karşılaştıklarında yaşamlarında nasıl değişikler olabileceğini onlara anlatmak izlenecek yollardan biri. </p>
<p>Hadi eser sahibi olmanın ekonomik yanını bir kenara bırakalım. Sosyal ve kültürel getirilerinden söz edelim. Bir kere evinize bir resim aldığınızda hem kendiniz hem aileniz için bir değişimi de başlatmış oluyorsunuz. Aslında sadece eser almakla kalmıyor aileye yeni bir birey kazandırıyorsunuz. Üstelik sizi geleceğe taşıyacak bir birey. </p>
<p>Deneyimlerimden biliyorum. Duvardaki resim sohbetlerin bile yönünü değiştiriyor. Eve gelen misafirlerle resmin serüveni üzerine konuşmalar yapılıyor. Sanatçı, bir merak figürüne dönüşüyor. </p>
<p>Sonraki aşamada yapıtın yaratıcısını tanımak için küçük adımlar atılmaya başlanıyor. Bu, yeni bir çevre edinme sonucunu doğruyor. Hele bir de ticaretle uğraşılıyorsa, atılan o küçük adımlar yeni bir çevrenin de yolunu açıyor. </p>
<p>Koleksiyon yapmak demek salt sanat nesnesinin tek başına maddi ederini değerlendirmek değil, getirileriyle birlikte ekonomik ve sosyal olarak koleksiyoneri nerelere taşıyacağını da görmek demek. </p>
<p>Bu konu uzun ve dört başı mağrur değerlendirilmesi gereken bir alan. Bu yüzden gelecek sayılarda da zaman zaman böylesi hassas sorunlara değineceğiz. Şimdilik bu kadar. </p>
<p>Tevfik İhtiyar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rhartmagazine.com/?feed=rss2&amp;p=608</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
