…Sanat, doğası gereği hem var olan paradigmanın geniş kitleler tarafından benimsenmesi ve yerleşmesinde, hem de tıkanan paradigmanın terk edilmesinde kilit rol oynar. Bu nedenle de sanat eğitimi bu rolün merkezinde yer alır…

…Küreselleşme paradigması kendini yeniden üretirken sanatta yaratıcılık sıfatını umursamaz, alıntı yapmaktan ve tekrarlamaktan çekinmez. Sanatçı yorumunu gereksiz bulur. Her şeyin sanat olabileceğini ya da ne yapılırsa yapılsın sanat ürünü olarak sunulabileceğini ve sanat eserinin herkes tarafından üretilebileceğini ileri sürer….
…Edgar Morin’in önerileri küresel, dayanışmacı, tümel ve etik değerlere sahip bireyin üretilmesini hedefler. Yer yer naif gelebilecek bu önerilerin üretim ilişkilerinin alacağı şekle göre tümünün ya da bir kısmının benimsenmesi veya tümüyle reddedilerek bir kenara atılması olasılığı insanlık tarihinin öğrettiği gerçeklikle karşımızda durmaktadır…
…Sanatın işlevi gereği özünde umudu yeşertmek ve canlı tutmak gibi bir misyonu barındırdığının ve insanlığın “trajedilerin sonu”nun geldiği bir çağı görme umudunun ancak sanatçının bu yönde desteğiyle sürdürebileceğinin bilincine varılması önemlidir…
Prof. Dr. Hasan Saygın
(Yazının tamamı rh+artmagazine Mayıs 2010 sayısında yayınlanmıştır.)



