Editörden

Çağdaş Sanatta Eleştiri ve Eleştirmen Kavramı

Tevfik İhtiyar

tevfik@rhartmagazine.com

Geçtiğimiz günlerde Hasan Bülent Kahraman Sabah Gazetesinde “Çağdaş Sanatın Belkemiği Eksik” başlığı altında önemli bir makale yayınladı. Bir hayli uzun olan makalenin yer darlığı nedeniyle tamamını değil ancak, belkemiğini aynen aktarıyorum. “(…) Günümüz dünyası kapitalistlere, şirketlere, kuruluşlara sermayelerinin %5-8 arasındaki bir bölümünü (çağdaş) sanata yatırımlarını öneriyor. Bu, riskin dağıtılması bakımından çok önemli kabul ediliyor. Çünkü eldeki veriler, sanatın, yatırım zincirinde en son halka olduğunu, sanat yapıtının da elden çıkarılanlar arasında gene en son halkayı meydana getirdiğini ortaya koyuyor. O nedenle yapılan akademik çalışmalar, kriz dönemlerinde, genel alış veriş hacminde bir düşüş olsa da teker teker yapıtların fiyatında bir düşüş olmadığını gösterdi. (…) Dünyanın her yerinde sermaye yatırım yaparken risk alırken ürkek davranır. Pozitif risk başka bir şeydir. Ama orada bile kırk ölçer bir keser. Sermayenin kendisini her türlü tehlikeden koruması için kullanacağı en önemli araç bilgidir. Günümüz dünyasında bilgi önceki dönemlerle karşılaştırılamayacak kadar önem ve değer kazanmıştır. Bilgiyi malumatla/enformasyonla karıştırmamak gerekir. İnternet bilgi sağlamaz, malumat verir. Bilgi hala dünyanın en seçkin üniversitelerinde ve araştırma kurumlarında üretiliyor. Türkiye her alanda bu gerçeği ihmal etti. Son dönemde yaptığı büyük sıçramalara rağmen kendisini bilginin önemine, değerine ve işlevine kapattı. Herkes kendi işini sezgileriyle, duyarlılıklarıyla ve kendi amatörlüğü içinden profesyonelleşerek kurdu, yürüttü, geliştirdi. Bu çağdaş sanat alanında daha fazla böyle. Çok yakın zamanlara kadar büyük paralarla büyük yatırımlar yapan koleksiyonerlerin birlikte çalıştığı galericilerdışında kimseden profesyonel destek, yardım, güç aldığını görmedim.(…)Bu eksiğin altında çok önemli bir kısıtlama yatıyor: Eleştirmen eksikliği. Kaç zamandır yazıyor ve söylüyorum. Türkiye bu alanda galerilere, mekanlara, koleksiyonerlere, alıcılara, hatta resimlerin çerçevelerine bile yatırım yaptı fakat eleştirmeni ihmal etti, dışladı, görmezden geldi. (…) Sadece yatırımcı bakımından ele alındığında bile eleştirmen ve onunla iç içe geçmiş bir danışmanlık kurumunun oluşmaması son derecede vahimdir. Sadece koleksiyonların ‘doğruluğu’ ve ‘yanlışlığı’ dolayısıyla da yatırımın niteliği bakımından ele alınsa bile bu eksiklik çok ciddi sonuçlar doğurmaya adaydır. İyi eleştirmen bugün küresel bir kimliktir. Çağdaş sanatın önemi de öncelikle küresel olmaktan kaynaklanır. İsteğimiz Türk çağdaş sanatının evrensel piyasalara erişmesidir. Bunu sağlayacak olan eleştiridir. Çağdaş sanat yapısı, dokusu, doğası gereği küresel olduğu ölçüde yereldir. Onu başka bir görsel ideolojiye koleksiyoner değil eleştirmen anlatabilir. Eleştirmen kurduğu ağ sayesinde o yapıtları devreye sokabilir. Velhasıl kelam, gene sadece yatırım düzeyinde bile bu derecede ihtiyaç vardır eleştirmene. Gelecek eleştirmenleri değerlendirenlerin ve ciddi danışmanlara sahip olanlarındır diyeyim de taş gediğine otursun.” Sanatın ticarileştirildiği bu ortamda gelinen nokta sanat tacirinin, satma kaygısı ile ikna çabası, müzayedelerin spekülasyonu, medyanın şişirmesi sonucu oluşturulan değer yargılarıyla metraja vurulup toptan kapatılan tuval üstü ne olduğu, ne olacağı meçhul işler. Bugün bu toplayıcılar için eleştiri kavramının anlamı yok. Onlar borsa gibi müzayedelerdeki sanal iniş çıkışları günlük takip ediyorlar. Değerli hoca Hasan Bülent Kahraman’ın parmak bastığı eleştirmen konusunu önümüzdeki günlerde dergide dört köşe masaya yatıracağız. Hasan Bülent hoca da katkı sağlarsa seviniriz. YILIN GENÇ RESSAMI YARIŞMASI ÖRNEK OLUYOR… Genç ressamlara yönelik 2005 yılında farklı bir yöntemle –iki aşamalı- yarışma düzenlediğimizde biraz yadırganmıştı. Birinci aşamada jüri katılan genç ressamları eleyip puanlama yöntemiyle ilk 15’i seçerek finalde yarışmaya aday olduklarını ilan ediyordu. İkinci aşama ise finale kalan 15 genç ressamın eserleri sergileniyor ve 30 gün süre ile internetten izleyici beğenisine sunularak, izleyici tarafından oy verilmesi sağlanıyordu. Ayrıca sergi mekanına da oy sandığı konarak sergiyi gezenlerde oy veriyorlardı. Bu yöntemin amacı ise izleyiciyi sanatın içine çekmekti. Yöntem başarılı da oldu. Bu yıl 7.sini düzenlediğimiz ve 15 Ocak 2012 tarihine kadar eser kabul edilen Yılın Genç Ressamı Yarışması’na her yıl yirmi bin üzerinde izleyici internetten oy kullanıyor, zaman zaman web sitemiz kilitleniyor. Bilindiği gibi her başarılı etkinlik klasikleşir ve başkaları tarafından örnek alınır. Yedi yıldır aralıksız devam eden ve bu yıl yedincisini düzenlediğimiz Yılın Genç Ressamı yarışmasına öykünerek bugüne kadar müzayede evleri ve bazı galerilerde gençlere yönelik yarışmalar düzenlediler. Ancak yarışmada ticari boyutu öne çıkarttıkları için pek başarılı ve sürekli olamadılar. Bugünlerde ise basına yansıdığı kadarıyla, genç sanatçılara yönelik bir yarışma daha düzenleniyor. rh+artmagazine dergisinin düzenlediği Yılın Genç Ressamı yarışmasından ilham alınıp iki aşamalı olarak düzenlenen yarışma için şimdiden düzenleyenlere de katılan genç arkadaşlarımıza da başarılar dilerim. Umarım devamlı olur.

Comments are closed.